Eylül Aşkın’ın konuğu olan müzisyen Berker Dalyanoğlu, Kadıköy’deki Ayrışım Kitapevi Kafe’de gerçekleştirilen keyifli söyleşide müzik yolculuğunu, konservatuvar deneyimini, yeni projelerini ve öğretmenlik hayatını anlattı.
Müzikle tanışma hikâyesini “çok klasik” olarak nitelendiren Dalyanoğlu, aslında durumu şöyle özetliyor: “Ya bir yerde bulaştı diyeyim bana müzik. Ben de ona bulaştım. Ondan sonra kopamadık.” Ortaokul yıllarında başlayan bu ilişki, lisede kazandığı yarışmalarla ivme kazanmış. Ankara’dan İzmir’e uzanan bu yolda birçok grup kurmuş, yarışmalara katılmış. İlk beste denemelerini de lise yıllarında yaptığını belirten sanatçı, sürekli bir şeyler yazma, söyleme arzusuyla yanıp tutuştuğunu dile getiriyor.
Müziği daha derinden anlama isteği onu Türk müziği konservatuvarına götürmüş. Ud ve piyano eğitimi alan Dalyanoğlu, bu sürecin ufkunu nasıl açtığını şöyle anlatıyor: “Yaptığım müziğin dışında bir müziğin içerisine girdim. 13., 15. yüzyıllarda dolaştık. Oradaki insanların ruh halini anlamak, duygularını hissetmek beni çok heyecanlandırdı.” Türk müziğinin derinliğinden etkilenmemek mümkün değil diyen sanatçı, bu birikimin kendi müzik algısına önemli katkılar sağladığını vurguluyor.

Berker Dalyanoğlu’nu birçok kişi Model grubunun eski günlerinden hatırlıyor olabilir. Fatma Turgut ve Caner Karamukluoğlu ile tanışması ise İzmir’deki sahnelerde, henüz Model kurulmadan önceye dayanıyor. “İzmir’de karşı barda çalıyorduk. Sima olarak tanışıyorduk. Bir arkadaş vasıtası oldu” diyerek anlatıyor o günleri. Ortak arkadaşlar vasıtasıyla başlayan bu dostluk, yıllar sonra da prodüksiyon işbirlikleriyle devam ediyor. Caner Karamukluoğlu ile çalışmaya devam eden Dalyanoğlu’nun yeni şarkılarında da bu iş birliği sürecek.
Pandemi döneminde çıkan ilk single’ı “1000 Suçu Var”dan, geçtiğimiz yıl yayınlanan “Çok Özledim”e kadar geçen süredeki değişimi sorduğumuzda, sanatçının üretim felsefesini ortaya koyan bir yanıt alıyoruz: “Şarkının neyi istiyorsa biraz onu serbest bırakmayı seviyorum. İlla sert olacaksın ya da illa Türk müziği enstrümanı kullanacağım diye bir kaygım yok. Şarkı hangi kıyafeti giymek istiyorsa onu giydiriyoruz.” Bu yaklaşım, onun müziğini her zaman dinamik ve sürprizlerle dolu kılıyor.

Müjdeyi verelim: Berker Dalyanoğlu’nun altıncı single’ı çok yakında geliyor! Bu kez işin içinde bir düet var. Değerli müzisyen Nazlı Ölçal ile birlikte seslendirdikleri bu parça, alternatif pop tarzında ve modern hareketler barındırıyor. Prodüktörlüğünü yine Caner Karamukluoğlu’nun üstlendiği şarkıyı yakın zamanda tüm platformlarda duyacağız. Sanatçı, bu şarkının ardından 15 gün-1 ay içinde bir şarkı daha yayınlayacağını, hatta bir EP ve ardından bir albümün de yolda olduğunu müjdeliyor.
Berker Dalyanoğlu, müzik kariyerinin yanı sıra özel bir lisede müzik öğretmenliği yapıyor. Ona göre öğretmenlik, bir işten çok daha fazlası: “Çocukları sevmek ve onların psikolojisini anlamak gerekiyor. Onlarla birlikte olmak bana inanılmaz bir enerji veriyor. Oradaki saf bir enerjiyi hissediyorsunuz. Yapılan hatalar, yanlışlıklar ya da doğrular tamamen saf bir enerjiyle ortaya çıkıyor. Hepimizin aradığı o saf enerji çocuklarda var.” Öğrencilerine sadece müzik değil, özgüven aşılamaya çalıştığını da ekliyor: “Sosyal anksiyetelerini çözmeye çalışıyoruz. Hatta ‘Başınıza bir şey gelirse bağırın’ diyorum. Önce bağırarak başlıyoruz!”
Günümüzün agresifleşen dilinden rahatsız olduğunu söyleyen Dalyanoğlu, bu durumun müziğe de yansımasından endişeli. “İki jenerasyon arasında kaldık. Edebi tarafa baktığınızda Orhan Veli, Özdemir Asaf gibi şairlerin kurduğu cümleler, peşinde koşulan saflık biraz kayboldu. Dil tabii ki değişir ama şu anda biraz agresif bir şekilde ilerliyor. Kimsenin kimseyi incitmekten korkusu yok” diyerek düşüncelerini paylaşıyor. Bu nedenle günümüzde kullanılan popüler jargona uyum sağlama kaygısında olmadığını, daha çok eski kuşağın dilini yeğlediğini belirtiyor.

Ünlü olma kaygısı üzerine ise net konuşuyor: “Ünlü olmak için müzik yapılmaz. Bir ressama gittiğinizde ya da gerçekten bir müzisyene gittiğinizde, bu onun sadece en iyi yapabildiği şey aslında. Bir ressamı kenara koysanız yine resim yapar, bir müzisyeni başka işte çalıştırsanız evde yine gitar çalar. Çünkü içten gelen bir şey bu ve ünlü olmak için kimse yapmıyor.”
Sertlik algısının artık onun için değiştiğini de ekliyor: “Eskiden sertliği elektrik gitarların drive’larında arardık. Ama artık cümlelere yansımaya başladı bu. Çok soft bir parça aslında çok sert gelebiliyor. Biraz kafam buralarda çok değişti. Bir Turgut Uyar şiiri okuduğum zaman bana çok ağır bir şekilde geliyor. Artık sertliği başka taraflarda arıyorum.” Bu bakış açısı, ileride şiir ve rock müziği buluşturan projeler görebileceğimizin de sinyallerini veriyor.
En büyük hayali oldukça mütevazı: “Daha fazla üretmek, daha fazla konser vermek ve anlattığım duygularda kendini bulan insanlarla buluşmak.” Ütopik bir hayali olup olmadığı sorusuna ise gülümseyerek yanıt veriyor: “Bir kahve içip martılara bakınca gayet mutlu oluyorum ben. Steril, stabil bir halde yaşıyorum. Öyle dışarıdan göründüğü gibi değilim.” Şebnem Ferah ile düet yapmanın, özellikle rock müzik yapan herkesin hayali olduğunu da sözlerine ekliyor.
Berker Dalyanoğlu’nu yakından takip etmek, yeni şarkılarından ve konserlerinden haberdar olmak için Instagram’da @berkerdalyanoğlu hesabını, Spotify’da ise Berker Dalyanoğlu profilini takip edebilirsiniz. TikTok hesabı açma fikri ise şimdilik soru işareti: “Bir taraftan istiyorum, bir taraftan istemiyorum ama sanırım insanlara ulaşmanın bir yolu bu. Z ve Alfa kuşağına ulaşabilmek için belki stratejik olarak düşünüyorum.”
Yakında yayınlanacak yeni single’ı ve ardından gelecek projeleriyle müzikseverlerle buluşmaya hazırlanan Berker Dalyanoğlu, samimi kişiliği ve müziğe olan tutkusuyla adından söz ettirmeye devam edecek gibi görünüyor.













