Oyunculuk kariyerinde cesur seçimleri, sahnedeki güçlü kadın temsilleri ve kaleme aldığı özgün metinlerle dikkat çeken Bahar Hacıbektaşoğlu, gazeteci ve program sunucusu Eylül Aşkın ile gerçekleştirdiği özel söyleşide sanat yolculuğunu, oyunculuğa uzanan hikâyesini ve yeni projelerini anlattı. “Özel Söyleşi” serisinin 127. bölümünde izleyiciyle buluşan program, sanatçının kariyerindeki dönüm noktalarına ışık tutuyor.
Bahar Hacıbektaşoğlu, oyunculuğa uzanan yolculuğunun aslında tesadüfi bir keşifle başladığını dile getiriyor. Tekstil eğitimi aldığı dönemde tiyatroyla tanışmasının hayatında bir kırılma yarattığını ifade eden sanatçı, sahneye ilk çıktığı anda hissettiği duygunun tüm kariyerini şekillendirdiğini vurguluyor. Oyunculuğun kendisi için yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda ikinci bir hayat ve varoluş alanı olduğunun altını çiziyor.
Sanat yaşamında alaylı yetişmenin avantajlarına dikkat çeken Hacıbektaşoğlu, Bakırköy Belediye Tiyatroları çatısı altında edindiği deneyimlerin kendisine sahnenin mutfağını öğrettiğini belirtiyor. Teknik ekipten reji asistanlığına kadar tiyatronun farklı alanlarında görev almasının, oyunculuğa çok yönlü bakabilmesini sağladığını ifade eden sanatçı; Müşfik Kenter, Yıldız Kenter ve Müjdat Gezen gibi ustalarla çalışmanın kariyerinde belirleyici rol oynadığını paylaşıyor.

2014 yılında kaleme aldığı ilk oyunu Manuk ile yazarlık kimliğini de ortaya koyan sanatçı, bu tek kişilik oyunun kendi sanat serüveninde önemli bir eşik olduğunu söylüyor. Yaklaşık 10 yıl boyunca sahnelenen ve yüzlerce kez izleyiciyle buluşan eser, onun için adeta ikinci bir konservatuvar işlevi gördü. Yazdığı hikâyeyi sahnede yeniden şekillendirme özgürlüğünün oyunculuk pratiğine büyük katkı sunduğunu belirtiyor.
Sinema alanında da dikkat çeken işler yapan Hacıbektaşoğlu, Pota filmiyle kazandığı uluslararası “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünün kariyer hedeflerini daha da netleştirdiğini ifade ediyor. Özellikle festival filmlerinde güçlü ve derinlikli karakterlere hayat vermeyi hedeflediğini söyleyen sanatçı, uluslararası projelerde yer alma arzusunu da açıkça dile getiriyor.

Sanatçının yeni sahne projesi olan Bir Bekleyişin Hikayesi: Zübeyde ise kariyerindeki güçlü kadın karakter anlatılarının yeni halkasını oluşturuyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ı sahneye taşıyan bu tek kişilik oyun, sabır, bekleyiş ve annelik duygularını merkezine alıyor. Hacıbektaşoğlu, karakteri canlandırırken en büyük önceliğinin yapaylıktan uzak, saf ve gerçek bir duygu yaratmak olduğunu belirtiyor.
Söyleşide televizyon ve sinema projelerine yeniden dönmeye hazır olduğunun da sinyalini veren oyuncu, özellikle güçlü senaryolar ve festival yolculuğu olan yapımlarda yer almak istediğini ifade ediyor. Tiyatronun yoğun temposunun ardından kameraların yeniden kendisine dönmesini arzulayan sanatçı, kariyerinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor.
“Özel Söyleşi”nin 127. bölümü, Bahar Hacıbektaşoğlu’nun sanat anlayışını, ustalarından aldığı mirası ve geleceğe dair hedeflerini samimi bir dille ortaya koyarken; tiyatro, sinema ve oyunculuk sanatına dair güçlü bir perspektif sunuyor. Program, sanatçının hem sahnede hem de ekranda yeni projelerle üretmeye devam edeceğinin güçlü işaretlerini veriyor.
















